Merak Edilenler

Tarihteki En Büyük Kadın Düşmanlığı…Malleus Maleficarum

Tarihteki en büyük kadın düşmanlığına ilham veren kitap,Malleus Maleficarum…

Tam çevirisi ” Cadıların Çekici ” olan kitap 1486 yılında Heinrich Kramer ( Dominican Heinricus Institoris ) tarafından yazılmıştır.Kitap 256 sayfa olup latince olarak kaleme alınmıştır.Tartışmalı olsa da kitabın amacı cadıların varlığının gerçek olduğunu kanıtlamaktı.Kitap,herkesi cadılar hakkında bilgilendirmek için hazırlanmış en kapsamlı metin niteliğindeydi.Kitabın basıldığı günden itibaren 16 bin kadın kurban edilmesine sebebiyet vermişti.Bu sapkın kitap 16yy’da cadı avcılarının adeta kutsal kitabı niteliğindeydi.Cadılık inancı, Malleus Maleficarum kitabının yayınlanmasından 1 asır önce başlamış olsa da cadılar hakkında yazılan hiçbir metin yada kitap bu denli meşhum kabul edilmemişti.Peki bu kitabı böylesine etkin ve cazibeli yapan şey neydi?

Biz kitaptan önce kitabın yazarı Heinrich Kramer’in hayatını incelemekle başlayalım.

Tarihler 1485 yılını göstermekteydir.Avusturya’nın Innsbruck kentinde 48 kadın ve 2 erkek kötü büyü yapmakla suçlanırlar.Yöneltilen suçlar ise zina ve hastalığa sebebiyet veren tılsımlar yapmaktı.Kadınlardan biri en ağır suçla suçlanıyordu.Kadının duruşmasını konuk engizisyoncu yönetiyordu.Bu kişi Heinrich Kramer idi.Kramer,kadına şeytanın etkisi altındayken yaptığı cinsel faaliyetleri soruyor,kadını huzursuz edecek ses tonu kullanıp, kibirli bakışlarıyla onu ürkütüyordu.Bölge piskoposunun gönderdiği avukat araya girip konuk engizisyoncuyu yasaya uygun davranmamakla suçlayıp, tüm suçlamaların düşmesini talep etti.Duruşma başarısızlıkla sonuçlanır ve Heinrich Kramer ansızın İnnsbruck’u terk eder.İşte rezaletin başlangıcı bu duruşmadan sonrasıdır.

Innsbruck’taki başarısızlığın ardından Kramer,bir kitap yazmaya karar verir.Cadıların varlığını kanıtlayıp, onlara hakettikleri cezayı verilmesini sağlayacak bir kitsptır bu.1485 yılında duruşma salonunda yaşadığı hayal kırıklığının intikamını bu kitapla alacaktır.

 

Kramer,kitabında cadılıkla alakalı tüm detaylara yer verdi.Cadıların yaptığı büyüleri,tılsımları,havada uçabilmek için şeytanla yaptıkları anlaşmaları ve özellikle cadıların en büyük ayinleri olan gün dönümü ayinlerini kaleme aldı.Cadıların toplum içinde nasıl tanınacaklarının ipuçlarını da veriyordu.Ona göre vücudunda özrü yada doğuştan lekesi olan,irice bir ben yada yüzünde et beni olan her kadın cadı olabilirdi.Bunların yanında katıldığı mahkemelerde cadılara verdiği ölüm cezalarını nasıl uyguladığını ve kadınları diri diri nasıl yaktığını anlatıyordu.

 

Kramer, kitabını 3 bölümde hazırladı.Birinci bölüm, cadıların varlığını kanıtlayan felsefi tartışma,ikinci bölüm; din adamları için rehber niteliğinde olup cadıların cemaat içinde tanınması yöntemleri ve üçüncü bölüm yasal yargılama sonunda cadının öldürülmesini içeriyordu.Kitapta bahsedilen yasal yargılama ise cadılıkla suçlanan kadının 3 gün işkenceye maruz kalmasının ardından yakılmasıydı.

 

Kramer, cadı avcıları için adeta kutsal bir metin sayılacak Malleus Maleficarum’un yazımını tamamladıktan sonra kitabın inanırlığını desteklemek için yöntemler aradı.Papalıktan daha önce almış olduğu fetvayı kitabın ilk sayfasına yerleştirdi.Bu fetva tarihe geçmiş olan en kötü fetvalardan biriydi.

Fetva, Summis Desiderantes yani ” Cadılık Fetvası” olarak biliniyor.Fetva, iki önemli madde belirtir.Birinci maddede insanları cadılara karşı uyarırken ikinci maddede Heinrich Kramer’in ismini vererek ona resmi yetki verildiğini yazar. Ancak fetvada Malleus Maleficarum’dan bahsedilmez.Buna rağmen Kramer, Malleus Maleficarum öğretilerinin papa tarafından onaylanmış olduğunu ima edercesine bu fetvayı kitabın ön yüzüne koyar.İşgüzarlığı bununla da bitmez.Kitabı şüphe götürmez kılabilmek için ilim cemaatlerinden onay almak gereklidir.Köln Üniversitesi profesörlerinden Jacop Strubach ile iletişim kurar.Kimileri sonradan Malleus Maleficarum’un ikinci yazarının Jakop Strubach olduğunu iddia etse de Kramer,Profesör Strubach sayesinde birçok bilim adamı ile tanışır ve onlardan kitabını öven belgelere imza toplar. Artık kitabı hem papa hem de ilim cemaatlerince onaylanmış kusursuz bir cadı avı rehberi olarak basıma hazırdır.

İlk etapta 150 adet basılan kitap üniversite ve kiliselere dağıtılır.Sonraki basımı ile 30bin adet satılmıştır .Malleus Maleficarum’un ünü çığ gibi büyümüş yeni dünya Amerika’ya kadar ulaşmıştı.

Malleus Maleficarum okunmaya başladığı an cadılarla ilgili korku kültürü yaratmıştı.Halk, biraz şüpheli gördükleri insanları,dilencileri,engellileri ve hatta kapı komşularını dahi cadılıkla suçlayıp diri diri yakılmalarına sebep oluyorlardı.

Kitabın kapağında cadılar kadın olarak tasvir ediliyordu.Kramer’in cadıların kadın olduğunu ve onların cinselliklerini kullanan şeytanın köleleri olarak kaleme alması büyük bir kadın düşmanlığı yaratmıştı.Heinrich Kramer’in diri diri yakmayı düşünebilecek kadar kadınlardan nefret etmesinin ardındaki gerçek neydi?

 

Yıllar sonra ortaya çıkan birkaç mektup Malleus Maleficarum’un neden yazılmış olduğunu ortaya çıkarmıştı.1485 yılında Heinrich Kramer, Avusturya’da başarısızlığa uğradığı dava sonrası pes etmemiş,davalı kadınları taciz etmiş ve onlara suçlarını kabul etmeleri için baskı uygulamıştı.Kadınlar bu tacizlerden bunalıp Kramer’i eşlerine şikayet ederler.Eşleri piskoposa gidip Kramer’den davacı olduklarını eğer uyarıları dikkate almayıp kadınlarını taciz etmeye devam ederse ona şiddet uygulayacaklarını söylemişlerdi.Piskopos tüm olanları birkaç mektup göndererek Kramer’e aktarmış.Kramer,tacizlere devam edince piskopos son mektubunda Kramer’e suçsuz kadınları taciz edişini sapıkça bulduğunu ve şehri hemen terk etmesi gerektiğini yazdı.Eğer şehri terk etmezse kadınların kocaları tarafından şiddete maruz kalacağını ve kendisini korumayacaklarını da belirtti.İşte Kramer’in apar topar İnnsbruck’tan uzaklaşması ve kadınlardan intikam almak için Malleus Maleficarum’u yazmasının sebebi buydu.

İhtiras,hırs,öfke ve nefretle yazılan her metin gibi Malleus Maleficarum da kişisel hesaplaşma uğruna yazılıp binlerce insanın ölümüne sebep olmuş sıradan bir kitaptı.Kitap sıradandı ancak savunduğu fikirler sıradanlıktan uzak olup ikna yeteneği güçlü ve tehlikeli bir kitaptı.Kitabın içinde sürekli tekrarlanan bir cümle vardı.” Bu kitaba inanmamak sapkınlıktır” O dönemde kitabın öğretilerini redetmek kendi tabutunuza çivi çakmak demekti.

About the author

Hondorosa

Add Comment

Click here to post a comment